Özgür, Zeki ve Kimseye Benzemeyen Bir Moda Tavrı ile Kova Kadını Stili…
Özgürlük onun için bir kavram değildir; kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kova kadını bağlanmakla değil, var olmakla ilgilenir.
Bu yüzden ruhu zincir kabul etmez.
Bu bir başkaldırı değil, bir doğa halidir. Kurallara dokunmaz, onları yıkmaz; sadece kendini onlardan bağımsız konumlandırır.
Yaklaşamazsın ama bakarsın. Çünkü erişilmezlik, onda bir soğukluk değil; bilinçli bir sınırdır.
O, kimliğini başkalarının beklentilerine göre şekillendirmez.
Sessizdir ama nettir. Kontrol edilmez, yönlendirilmez. Onu anlamaya çalışmak yeterli değildir. Onu olduğu gibi kabul edebilenler içinse,
o gerçek bir etkidir.
Kova kadını çoğu zaman mesafeli olmakla suçlanır.
O mesafeyi bir duvar olarak değil, bir denge alanı olarak kullanır. Onun için bu mesafe bir savunma değil, bilinçli bir filtredir. Herkese açılmaması, kimseye ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez; yalnızca herkesi hayatına almamayı seçtiğini gösterir. Bu yüzden ilk bakışta soğuk görünen duruşu, aslında derin bir seçiciliğin sonucudur. Onun için asıl çekiciliğin onun özgünlüğünde saklıdır.
Moda, Kova kadını için trendleri takip etmekten çok daha fazlasıdır. O, giyimi bir ifade biçimi olarak görür. Kalıpları tekrar etmez; onları dönüştürür. Alışılmışın dışında parçaları bir araya getirirken bile kendine ait bir denge kurar. Onun stilinde amaç dikkat çekmek değil, kendine sadık kalmaktır çünkü 0 neyin moda olduğuyla ilgilenmez, henüz moda olmayanı giyer.Ve zaten sonra herkes onu taklit etmeye başlar.
Kova kadını giyimiyle onay aramaz. Kalabalığın içine karışmak ya da parlamak gibi bir derdi yoktur.
O, stilini bir sınır gibi kullanır. Yaklaşmak isteyen durur, bakar ve düşünür. Çünkü onun tarzı doğrudan çağırmaz; dolaylı bir etki yaratır.
Kova kadınının stili net bir kategoriye sığmaz.
Ne tamamen feminen, ne tamamen maskülen.
Bir gün oversize bir ceketle sokakta yürür, altında hiçbir şeyi kanıtlamaya çalışmayan bir rahatlık vardır.
Ertesi gün keskin bir kesim, net bir siluet… Ama yine de “fazla” değildir. Çünkü Kova kadını bilir: stil bağırmaz, düşündürür. Onun için giyinmek; dikkat çekmek değil, mesafe koyarak merak uyandırmaktır
Kova kadını düzene karşı değildir. Ama kendi düzenini kurmak ister. Bu yüzden asimetrik kesimler, alışılmadık detaylar, beklenmeyen açıklıklar onun alanıdır.
Tek omuz, çapraz kesim, farklı bağlama şekilleri…
Çünkü Kova kadını kıyafetin bile tek bir kullanımının olmasına tahammül edemez.
Kova kadını sadeliği sever. Ama bu sade görünüm asla boş değildir. Az parça, net form, güçlü duruş. Her şey bilinçli seçilmiştir. Fazlalık yoktur çünkü Kova kadını yük sevmez ne kıyafette, ne hayatta. Düz bir pantolon, iyi bir kesim üst ve kimsenin çözemediği bir hava.
Onun minimalizmi sessizdir ama akılda kalıcıdır.
Kova kadını aksesuarla süslenmez. Aksesuar onun kimliğidir. Tek bir büyük küpe, alışılmadık bir çanta formu ya da herkesin takmadığı bir gözlük… Gösteriş yoktur ama fark vardır. Çünkü Kova kadını için stil, “bana bak” demek değil, “ben buradayım” demektir.
Kova kadını görünmek için giyinmez. Onaylanmak için de… O, kendisi olduğu için hatırlanır. Kuralsızdır ama dağınık değildir. Mesafelidir ama ilgisiz değildir. Ve en önemlisi: Kova kadını kimseye benzemez. Zaten mesele de tam olarak budur.